Türkiye’de Arıcılık

Türkiye’de Arıcılık

Türkiye’de son 30 yılda sanayileşme yolunda önemli yatırımlar yapılması ise de günümüzde tarım nüfusu hala ülke genelinde %50’ler düzeyindedir. Yani ülkemiz henüz sanayileşmekte olan bir tarım ülkesidir.

Gıda maddeleri üretimi açısından Türkiye dünyanın kendine yeterli birkaç ülkesinden birisidir. Ancak nüfus artışının yüzdelik olarak fazla olması, bazı yıllarda olumsuz ilkim koşullarının üretimi etkilemesi, tarım ürünleri ithalini de zorunlu hale getirmektedir.

Her ne kadar ülkemizde ciddi bir açlık sorunu yaşanmıyorsa da, halkımızın hububata dayalı tek yönlü ve dengesiz beslenmeyle karşı karşıya bulunduğu bir gerçektir. Hızlı nüfus artışı, ülkedeki  işsizlik sorununun boyutlarını da artırmakta ve bu sorunu bir ölçüde kronik hale getirmektedir. Doğan nüfusu besleyebilmek, dengeli beslenmede gerekli olan gıda çeşitlerini arttırabilmek, işsiz kalmış insan sayısını azaltabilmek ve rekabet gücü olan bir ihracata yönelebilmek için topraksız çiftçimize ve iş arayan insanımıza kazançlı üretim dalları ve imkanları öğretilmelidir.

Tarımsal üretim dalları arasında bu amaca en uygun ve en geçerli uğraş Arıcılık olmaktadır. Zira ülkemiz adeta bir arıcılık cennetidir. Türkiye’nin değişik yörelerinde çok kaliteli ballar elde edilmektedir. Ülkemiz, dünya ballı bitkiler florasının %75 ine sahiptir. Zengin florası, uygun ekolojisi, koloni varlığı ve arı popülasyonlarındaki genetik varyasyon bakımından Türkiye büyük bir arıcılık potansiyeline sahiptir.

Arıcılık, toprağa bağımlı bir tarım kolu olmadığı için topraksız ve az topraklı çiftçiler için tek başına bir geçim kaynağı olabilmektedir. Az sermaye ile yapılabilmesi, kolay ve zevkli olması, kısa zamanda gelir getirmesi, arı ürünlerinin kolayca pazarlanabilmesi ve arıcılıkta en büyük gelir olan kovan yapımı için gerekli kerestenin yurt içinden sağlanması arıcılığı cazip kılan önemli sebeplerdir. Diğer taraftan arılardan elde edilen bal ve bal mumunun parasal değerinin yirmi katı, arıların tozlaşmaya dolayısıyla bitkisel üretime olan katkıları unutulmamalıdır.

Ülkemizde önemi henüz  tam olarak anlaşılmamış olmasına rağmen; polen, propolis, bal mumu, arı sütü ve arı zehiri gibi ürünler de bal dışında arıcılığın son derece değerli diğer ürünleri arasındadır.

Tarım işletmelerini, tarla ziraatı, bağ-bahçe ve hayvancılık olmak üzere üç ana kategoriye ayırdığımızda arıcılığın, bunların her üçüyle de uyum içinde olduğu görülür. Her üç çeşit işletmenin içinde veya civarında çayır, mera veya yem bitkilerinin bulunması doğaldır. Bu durumda özellikle kır çiçeklerini bol olduğu meralar ve çayırlar veya bağ ve bahçeler, arılar için polen ve nektar kaynağıdır. Arısı bulunan bir çitlik sahibi arazisinde iki yönlü kazanç sağlamaktadır.

Arıcılık, hayvancılık işletmeleri ile birlikte de yapılabilmektedir. Bu, dünyanın bir çok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de böyledir. Nitekim Tarım Bakanlığının bir çok kurumunda büyük baş hayvancılığın veya küçük evcil hayvancılığın yapıldığı teşkilatlarda arıcılık da yapılmaktadır. Aynı durum özel sektöre ati işletmelerde de kendini göstermiştir. Esasen bilgili ve tekniğine uygun yapılabildiği takdirde arılar uysal, çevrelerine faydalı ve sahipleri için kazançlı varlıklardır.


..….

Etiketler: , , , , , , , ,

Karniyol Ana Arı Arıcılık Forumu

Bu yazı için 5 yorum yapıldı:

  1. mahmut dedi ki:

    cok guzel bir yazı olmuş cok bilgilendirici. tesekkurler.

  2. ECEM dedi ki:

    BNIM ODEVIMDI IYI OLDU

  3. ümit dedi ki:

    siteniz harika ballarınız 10 numara keşke herkez işini böyle yapsa

  4. mustafa sedef dedi ki:

    tek kelime ile mükemmel teşekkürler

  5. nur dedi ki:

    bu cok güzl olmuş ama nerde yetiştiği yazılmamış

Yorum Yaz