Arı sütü 6-12 günlük işçi arıların kafalarındaki çene altı (mandibular) ve hipofarenks bezlerinden salgılanan, besin değeri ve biyolojik aktivitesi çok yüksek değerli bir üründür. arı sütü kovan içerisindeki genç larvaların ve kraliçe arının beslenmesi için kullanılır. İşçi arılarla kraliçe arı arasında genetik olarak bir fark yoktur.
Larvaların beslenmesine bağlı olarak bunlar ya işçi arı veya kraliçe arı olurlar. Tüm larvalar ilk 3 gün arı sütü ile beslenirler. 3.günden sonra eğer larvalar bal ve polen ile beslenirse işçi arı, arı sütü ile beslenirse kraliçe arı olurlar.
Kovanda sadece kraliçe arılar, hayatı boyunca arı sütü ile beslenir. Larva döneminde arı sütü ile beslenen kraliçe arılar gelişmesini daha erken tamamlayarak 16 günde ergin hale gelirler. 3. günden sonra bal ve polenle beslenen işçi arılar ise gelişmesini 21 günde tamamlarlar. Kraliçe arılar işçi arılara oranla çok daha iri ve dayanıklıdır. Kraliçe arıların üreme organları mükemmel bir şekilde gelişmiştir, işçi arılarınki gelişmemiştir. Genç ve sağlıklı bir ana arı bir günde 1500-2000 yumurta yumurtlayabilir ve bir günde yumurtladığı yumurtaların ağırlığı kendi ağırlığına eşittir. Hayatı boyunca arı sütü ile beslenen kraliçe arılar 3-4 yıl yaşayabilirler fakat bal ve polenle beslenen işçi arılar sadece 5-6 hafta yaşayabilirler. Kraliçe arı ile diğer işçi arılar arasındaki farklılıklar bu özel diyetten (arı sütü) kaynaklanmaktadır.
Kraliçe arının hayatını inceleyen ve arı sütü’nün özelliklerini öğrenen insanlar bu ürünün insan sağlığı ve beslenmesindeki önemini keşfetmişler ve arı sütü tüketimi hızla artmaya başlamıştır. arı sütü içerisindeki 10-hydroxy-decenoic asit doğal bir antibiyotik olup bakterilerin virüslerin ve fungusların çoğalmasını önlemektedir. İşçi arıların, bazı hastalıkları olmasına rağmen arı sütü ile beslenen kraliçe arılar hastalanmazlar ve 3-4 yıl süre ile yaşamlarını sürdürürler.
Laboratuarlarda yapılan analizler sonucunda bu gizemli besinin içinde proteinler, şekerler, serbest esansiyel amino asitler ve yağ asitlerinin olduğu görülmüştür. İçinde yoğunca B vitamini, mineraller, iz elementler ve antioksidan maddelerin olduğu belirlenmiştir. Günümüzde teknolojinin çok ileri bir düzeye ulaşmasına rağmen arı sütü içerisinde % 3.5 oranında bilinmeyen maddeler bulunmaktadır. Bu bilinmeyen maddeler metabolizmayı düzenlemekte, vücudun direncini ve bağışık sistemini güçlendirmekte, hücre yenilenmesini sağlamaktadır. Bu özellikleri nedeniyle arı sütü kalp rahatsızlıklarından kansere kadar bir çok hastalıkta vücudu güçlendirmek, bağışıklık sistemini uyarmak amacıyla kullanılmaktadır. Özellikle yoğun antibiyotik kullanan, radyoterapi ve kemoterapi alan hastalarda bu alınan zararlı maddelerin karaciğer ve böbreklere zarar vermesini önlemekte, karaciğer ve böbrek fonksiyonlarını korumaktadır.
Arı sütünün bu özellikleri nedeniyle her yıl tüketimi artmakta Japonya, Çin, ABD ve bir çok Avrupa ülkesinde sağlıklı insanlar dahi genç ve zinde kalabilmek, sağlıklı yaşayabilmek, hastalıklara karşı dirençlerini arttırmak amacıyla her gün arı sütü tüketmektedir. arı sütü safken dondurulmuş olarak saklanmalıdır. Ancak arı sütü üretimi ve tüketimi fazla olan ülkelerde toz haline getirilmiş, bozulmadan çok uzun süre saklanabilen tablet veya kapsül halinde hapları da pazarlanmaktadır.Her gün yüz binlerce insan besleyici ve bünyeyi güçlendirici bu doğal ilaçları kullanmaktadır.
admin on Haziran 22nd, 2008 | ARICILIK | Yorum yok -